


Güncel Bültenimiz için tıklayınız. >>>>>
Bültenlerimizin elektronik posta adresinize gelmesini istediğiniz takdirde aşağıdaki elektronik posta adresimizden tarafımızla irtibat kurunuz. birlik@itubirlik.org.tr
Dernek Yönetim Kurulu Başkanımız Sn. Akad ÇUKUROVA'nın 65. Olağan Genel Kurul Mesajı.
Dernek Yönetim Kurulu Başkanımız Sn. Akad ÇUKUROVA'nın 65. Olağan Genel Kurul Mesajı.
Değerli arkadaşlarım,
İstanbul Teknik Üniversiteliler Birliği Derneği'nin 65. Olağan Genel Kuruluna hoş geldiniz. Sizleri şahsım ve Yönetim Kurulumuz adına saygıyla selamlıyorum.
İki yıl önce bizi 82 yıllık bu tarihi derneği yönetmek üzere görevlendirdiniz; büyük onur verdiniz. Biz de mevcut koşullarda yapılabilecek olanların en iyisini yapmak; sizlere en iyi şekilde hizmet vermek için çalışmalarımızı sürdürdük. Şüphesiz yanlışlarımız ve kusurlarımız olmuştur ancak bugün karşınıza verilen görevi en iyi şekilde yapabilmiş olmanın verdiği vicdanî huzur ve gururla çıkmanın mutluluğunu yaşamaktayım. Bunu sağlayan Yönetim Kurulundaki arkadaşlarıma, değerli katkılarını esirgemeyen üyelerimize, dernek ve vakıf çalışanlarına şükranlarımı sunmayı bir borç biliyorum.
Değerli arkadaşlarım,
82 yıllık bu ulu çınar, bu dernek, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da yaşayacak ve gelişecektir. Bunu başaracak olanı sizler ve mezunu olmaktan büyük onur duyduğumuz İstanbul Teknik Üniversitesinin yetiştireceği yeni mezunlardır. Bundan asla şüphe etmiyorum. Ancak ülkemiz için aynı umutları, aynı olumlu düşünceleri taşıyamıyoruz. Vatandaşlık sorumluluğunu hisseden her şahıs ve her kurum gibi ülkemizin geleceği açısından büyük endişeler içindeyiz.
Değerli arkadaşlarım,
Biz siyasetle uğraşan bir kurum değiliz; hiçbir siyasi partiyle en ufak bir ilişkimiz yoktur. Ancak her insan gibi ülkesini seven, mühendisliğin sağladığı yetilerle sebep-sonuç ilişkilerini en iyi yorumlayan, pozitif düşünen insanlar olarak yaşadıklarımızı görüyor, değerlendiriyor ve yorumluyoruz. Bu düşüncelerimizi de söylemek zorundayız; çünkü söylenmeyen düşüncenin bir değeri olamaz.
Değerli arkadaşlarım,
Ülkemiz uzunca bir süredir çok kötü yönetilmekte hatta yönetilememektedir. Ekonomimiz İMF'ye bağlanmış; iş çevreleri kriz endişesiyle diken üstünde; dış politikamız, güvenliğimiz ABD ve AB ye bağlı; AB ye gireceğimiz hayaliyle multi standartlı AB devletlerinin iç politikamıza karışmalarına bile tepkisiz kalmaktayız. Ülkemizin bütünlüğü ve Laik, demokratik Cumhuriyetimiz büyük tehdit altındadır. Ülkemizin birlik, bütünlüğünü bozucu her türlü parametre iç ve dış düşmanlarca yönlendirilmekte ve her türlü ayrılıklar düşman kutuplar yaratacak şekilde kaşınmaktadır. Batılı sözde dostlarımızın tahrik ve desteğiyle büyüyen etnik ayrıştırma ve düşmanlaştırma yetmemiş gibi, başka ayrılıklar yaratmak için tarikatlar ve cemaatlerin de yoğun gayretleriyle, dinsel (inanan-inanmayan) mezhepsel (alevi-sunni), sosyal (elit-sıradan) ayrılıklar yaratılmaya çalışılmaktadır. Bütün bu bilinçli şer eylemlerine karşı devletimizin savunma mekanizmaları yeterince güçlü gözükmemektedir. Geçtiğimiz yıllarda çok yoğun bir biçimde yürütülen kadrolaşma çalışmaları sonucu hemen bütün kurumlarımız güçsüz düşmüştür. İktidarın kendi müteahhit sektörünü ve sermayesini oluşturma çalışması sonucunda, önemli bir bölümünü camiamızın mensuplarının oluşturduğu müteahhitlik sektörü can çekişmektedir. Genellikle bilgi ve deneyimden yoksun yeni müteahhitler sektörün kalitesini düşürmektedir. Üniversitelerimiz büyük yetersizlik içindedir. Mevcut Üniversitelerimizin gelişmelerinin sağlanması, olanaklarının arttırılması yerine her ile bir Üniversite anlayışıyla kadrosuz, yetersiz gecekondu üniversiteler oluşturulmaya çalışılmaktadır. Sonucunda da bilgisiz, yetenekleri gelişmemiş, kendilerine ve öğrendiklerine güvenmeyen üniversite mezunları oluşmaktadır. Yargının siyasallaştığı ve artık adalet dağıtamadığı iddiaları yaygınlık kazanmıştır. Yazılı ve görsel medya sermaye gruplarının yönetimindedir ve kamuoyunun serbestçe oluşumuna katkı yapmak yerine, patronun çıkarı doğrultusunda kamuoyu yaratmaya çalışmaktadırlar. Türk'ün ahlâki değerleri ve toplumun temel yapı elemanı olan aile kurumu, televizyon programlarının yoğun saldırısı altındadır. Muhafazakârlarımızın bile bu olguya karşı sessiz kalışı hayret vericidir. Hasılı bütün kurumlarımız bir yozlaşma sürecine girmiştir.
Bankalarımızın önemli bir kısmı, şirketlerimizden birçoğu (yerli eski isimleri hâla taşısalar da) yabancıların eline geçmiştir. Önemli değerimiz olan bor madenlerimizin satışı gündemdedir. Tarımımız can çekişmektedir. Kentlere hızlı bir göç yaşanmaktadır. Bu hızlı göç nedeniyle kentlerimizin yapısı bozulmaktadır. %70'i ithale dayalı sanayi sağlıklı bir yapı değildir. İşsizlik sürekli artmakta ve İnsanlarımız yardımlarla geçinmeye mahkûm edilmektedir. Yeterince üretmeyen, tasarruf etmeyen sadece borçlanan ve tüketen ekonomik olarak bağımlı bir ülke haline getirilmiş bulunuyoruz. Bu sözde saadet tablosu yıkılmaya mahkûmdur.
Bütün bu olumsuz tabloya rağmen ümitsizlik içinde değiliz. Büyük olayların ve sıkıntıların büyük adamları yarattığı yadsınamaz bir gerçektir. Yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla, insan gücüyle, çok zengin olan ülkemizin sadece iyi yönetilememek olan sorununu çözecek kadroların demokratik sistem içinde doğacağına, yeşereceğini ve halkın güvenini kazanarak ülkemizi, hakkı olan muasır medeniyet seviyesinin de üstüne taşıyacağına olan samimi inancımla hepinize sevgiler, saygılar sunuyor, aydınlık yarınlar, güzel günler diliyorum.
Saygılarımla
65. DÖNEM DİVAN BAŞKANLIĞI